1 Ocak 2021 Cuma

Güzel Gözlü Âşık



Güneş, kızgındı ama bunaltıcı değildi. Çok tatlı bir kızgınlığa sahipti. Bir yandan uçsuz bucaksız denizi parlatıyor, bir yandan doğunun güllerini besliyordu. Yine de o Yüce'ye gözünü dikip bakamazdın. Gözlerini ağrıtır, dahası kör edebilirdi. Bu, onun insiyatifinde olan bir şey değildi. 

İran'ın eşsiz dağlarını, ovalarını, harabelerini bir bir aşarken, kadim kültürünün sarhoş edici büyüsünden kaçınılmaz bir şekilde etkilenirken birileri atını mahmhuzluyor, birileri doğanın sunduğu taşları tırmanarak çocukluğunu yaşıyordu.

O sıralar, evliyaların en büyüğü Güney İran'da bulunuyordu. Sakalını yine dizlerine kadar uzatmış, her karşılaştığında kudretli bir hürmet uyandırıyordu. Dağ, taş, kurt, köpek, doğanın her bir parçası ona hürmet ediyordu.

Sarp patikaları, taştan köyleri geçip gidiyordu. Nereye niçin gittiği, aklından ne geçtiği gibi şeyler bilinmezdi. Ruhlarla konuşur, görülmeyenleri görürdü. Içinde bir darlık hissetti, toprağın bitimine, Umman denizine doğru gidiyordu. 

Biricik bir güzellik vardı orada. Nasıl meydana geldiği bilinmez, divane bir güzellik. Sonu gelmek üzereydi. Şark hissetmişti bunu, yüce Asya topraklarına ait her şeyi hissederdi o. 

Umman kıyısındaki uçurumlarda, yeşillikler içinde bir dala konmuş, cennetvari bir ambiyans içinde sevgilisini izliyordu. Artık o da hissetmişti yavaş yavaş yolun sonuna geldiğini. Ama, çok garip hisler içindeydi, sevinç ve hüzün birbirine öyle karışmıştı ki, ayırmak imkansızdı. Yüreğinde, cennet ve cehennem bir araya gelmişti, ama bunlar birbiriyle mücadele etmiyordu. Ah o sevgili, ah o sevgili.

Şark geldi arkasından, çok da yüksek olmayan daldaki aşığın omzuna dokundu. Aşık, karşısında Şark'ı görünce acı acı güldü. Deniz dedi, ne kadar güzel, değil mi? Sen de dedi Şark, bilgelerde bulunan eda ile, onun kadar güzelsin. Aşık, güzel gözlerini güneşe dikti. O, dedi, denizi daha da güzel kılıyor. Bitkinligin son raddesinde iken. Ve, daha fazla dayanamadı, iflas etti vücudu. Uçurumdan aşağı, mutlucasına, can vereceğine sevinircesine düştü denize. Havada iken yaşıyordu, tam suyla buluştuğu an can verdi. Kavuştu sevgilisiyle. Artık ilelebet beraber olacaklardı...

Şark, o düşerken bir tüyünü koparmıştı. O tek tüy, onun neslini devam ettirmeye yeterdi.

O aşığın ismi ise, Butimar idi.