6 Mayıs 2020 Çarşamba

20.sayı

Günleri huzurlu geçiyordu Müjgan'ın. Denizle arasında adeta bir hat gibi ucu bucağı olmayıp süregiden yeşilliklere hep öyle kalmalarını umut ederek onları kucaklarcasına geziniyordu. Çünkü bu doğa harikası yeşilliklerin bir kısmı zengin dava vekilleri ve tabipler tarafından mülk olarak alınarak, Avrupalı seyyahlar, bürokratlar, paşalar için tatil beldesi amacıyla hizmet verecekti. Ekonomiymiş, milli gelirmiş, Müjganın umrunda değildi bunlar. Doğa katlolmasındı onun derdi. Ayrıca amcası da ne olduysa birden hatasını anlayıp köye yollanmıştı. Sevinmişti onun yanlışını farketmesine Müjgan.

Şu an her şeyler güzeldi. Bol bol meşgalesi vardı. Bahçeyle ve hayvanlarla ilgileniyor, yemek ve temizlik yapıyor, kilim dokumayı öğreniyordu. Resimler çizip şiirler yazıyordu. Ne kadar mutlu ve huzurlu olursa olsun onun hep dramatik bir tarafı vardı. Genellikle bu yönü, elinden çıkan eserlere çok yansırdı. Güven içindeyken bile kötüyü bekleme ve ona hazır olma güdüsünden geliyordu bu da. Ne yapsın, içindeki dev öyle yaptırıyordu. Bu konuda tek istisnası Pertev oluyordu. Bazen bir resimde geçmişteki korkularıyla yüzleşirdi, bazen bir şiirde insanların değer bilmezliğine isyan ederdi. Hoş, bu konuda da yeni bir istisnası vardı. Hem de içinde kelebekler açtıran bir istisnaydı bu. İstisnalar kaideyi bozmaz derler. Varsın bozmasın, bu istisna onun kaidesi olmuştu çünkü. Her zaman da derin bir heyecan ve dinamiklik hali içinde bulunuyordu. Onun hiç bir zaman başka bir insandan büyükçe beklentileri olmamıştı. İleride, eğer olursa, mütevazi bir hayat sürmek istiyordu. Kendi kendine yetebilen bir yaşam. Ve bu yaşam da, yardım edebileceği insanlar için tutturacağı temponun ona izin verdiği kadarıyla olacaktı. Haksızlığa uğramış, itilip kakılmış, zor durumda olan insanların feryatlarını görmezden gelemiyordu. En azından elinden geleni yapmak istiyordu. Ve şimdi karşısında da öyle bir insan vardı ki, ona hem kutsal müesseseyi sunan, hem de o duyulan ve duyulmayan feryatların notalarının sonunu getirebilecek istekleri olan. Henüz genç yaşında elinden gelen şeyleri yapmaya da başlamıştı bile. Öyle büyük umutları vardı ki onun için. Onunla beraber öyle güzel günler görmek istiyordu ki Allaha sürekli dualar ediyordu. İnsanlığa olan umudunun yeşerdiği zamanlar da bir bakıyor, aklında ki insanlık kavramını  Pertev işgal etmiş halde. Ve biliyordu ki, bu durum bozulursa, kişiliğine ters olarak adeta bir yıkım yaşayabilirdi. Bırak insanlara yardım edebilmeyi, kendine bile yardım edemeyecek hale gelebilirdi. Lakin hep atladığı bir şey de vardı, böyle bir durumda asıl Pertev'in yıkılacağı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder