Evveet bakalım Pertev diye geçirdi aklından Ahrida Sinagogunun salonuna girerken. Bırak şimdi Yusufu Musufu, Solomondan ayrılma.
Sabataycıların suikast girişimi yüzünden İmparatorlukta bulunan bir kaç büyük Yahudi ismi bir araya toplamıştı Solomon. Onlar için bile batıl kabul edilen Sabatay mezhebinin eylemlerinin sadece kendisi ile sınırlı olmadığını düşünüyordu ve bunu diğer dindaşlarına da kabul ettirmek istiyordu.
Salona girdikten sonra herkesle tek tek selamlaşarak sandalyesine oturdu. Oturmasıyla hararetli bir görüşmede başlamış oldu. Her kafada aynı düşünce barınıyordu. Herkes bu olaydan dolayı kaygı ve üzüntü duyuyordu. Olaydan sorumlu tutulan Zevi'nin cezalandırılması gerektiği düşünülüyordu. Aksi bir düşüncede kimse bulunmamıştı. Selanik'e gidilip Zevi öldürülecekti. Çıkan karar tam olarak buydu. Şimdi ise bunu kimin yapacağı tartışılıyordu. Çünkü herkes bu görevi kendi adamlarına yaptırmak istiyordu. O dakikaya kadar söze pek katılmayan Haim Nahum söz aldı ve konuşmaya başladı.
-Ey kardeşlerim, tekrardan şalom sizlere ve bilin ki benim isteğim de şalomdur. Sizler gibi ben de bu hadiseden dolayı derin bir acı duyuyorum. Lakin meselenin can yakılmadan çözülmesi taraftarıyım. Zevi, her ne kadar itikadımıza ters bir yoldan gitse de özünde oda İsraildir. Hatta onların tarihine bakarsanız, bugün neden bizden kopuk olduklarını anlayabilirsiniz. Yüzyıllarca herhangi bir Yahudiden daha fazla baskıya maruz kaldılar, daha çok zorluk gördüler. Dostlarım, bence onları kucaklamalı ve aramıza dahil etmeliyiz.
Solomon konuşmaya başlayacakken, Pertev böldü ve konuşmak için izin istedi. Böyle bir mecliste Yahudi olmayan biri bulunuyordu ve şimdide konuşmak istiyordu, meraklarından ötürü kimseden ses çıkmayınca memnuniyet belirten bir ifadeyle döndürdü dilini Pertev.
-Öncelikle burada bulunduğum için kendimi özel hissettiğimi belirtmek isterim. Solomon Efendiyle çokça sevişiriz. Derin saygılar beslediğim bir şahsiyettir kendisi. Başına gelen tehlike yüreğimi yakmış, köze çevirmiştir. Bu sebeple, sizlerden samimiyetime inanmanızı istiyorum. Bu noktadan sonra size karşı çok açık olacağım. Söyleyeceklerimi sağduyulu bir şekilde dinleyiniz.
Sizler hali vakti yerinde, varlıklı, devlet ve cemaatte tanınan sözü geçen insanlarsınız. Elinizde barınan bir yaptırım gücü var. Ben bir Müslüman olarak, sizlerde Yahudi olarak hepimiz Tanrının ve İmparatorluğun çocuklarıyız. Bildiğiniz üzere devlet şu an savaşta ve bugün önemsiz görünen bir takım nazır, vali, kaymakam değişiklikleri ileride daha çok sıklaşıp büyük fırsatlara yol açacak. Bugün dost olduğunuz nazılar, diplomatlar... her kimse, yarın görevinde olmayacak. Ayrıca bir de hükümetin değiştiğini düşünsenize, bunun sesleri Balkanlarda artmaya başlamadı mı? Selanik, Manastır, Makedonya, İzmir ve daha bir kaç bölgede hatrısayılır sayıda bulunan Sabetaycıların faaliyetleri tamamen şu an ki yönetici kadrolarının tasfiyesine yöneliktir. Sizleri gözden düşürebilselerdi bunlara hiç gerek kalmazdı. Ama siz namuslu, vatanperver insanlarsınız. Devlet Baba sizden bunun aksini görmediği için ellerinden pek bir şey gelmiyor. Şimdi durum şu ki, Sabetaycılar başarılı olsaydı eğer, Solomon cinayeti onun tek eylemi olmayacaktı. Tek tek hepiniz avlanacaktınız. Faili meçhullara kurban gidecektiniz, hepinize basit süsler verilecekti. Sizlerin yokluğunda ortaya çıkacak olan Yahudi kimliği eksiğini Sabetaycılar dolduracaktı. Yapı itibariyle de yüzyıllardır Müslüman görüntüsü içine bürünebildikleri için, Devletin tam da ihtiyacı olduğu bir muhatap olacaklardı. Niye, çünkü siz evlatları yoksunuz. Yahudi kardeşlerim, bilmez misiniz bu herifler kendilerinden olanları kaç defa mesih ilan ettiler de küsküyü yediler? Çok ders almışlar belli ki, açıktan açıktan yapılamayacağını anladıkları için gizli ve sağlam adımlarla yürüyorlar. Dostlarım, Zevi denen sapkın, Yahudiler için dahi bir yüz karasıdır. Hoşgörü de bir yere kadar. Babaları onlara yüzyıllardır hoşgörüyle yaklaştı, hep başını sıvazladı, onlar hiç bir zaman emellerinden vazgeçmedikleri için her toparlanışlarında sıkıntı yarattılar. Hoşgörüyü, affı, merhameti ellerinin tersiyle ittiler. En basitinden ne çabuk unuttular onları İspanyadaki kıyımdan kurtaranları? Zaman, hoşgörü zamanı değildir. Yılan henüz büyümemişken o taşlar kaldırılıp ezilmelidir, Şalom.
Konuşması biter bitmez Solomon açtı ağzını.
-Bu genç, bazılarınızın tanıyacağı Hurşit Akarsu'nun yeğeni, benim de hayatımı kurtaran adamdır. Bizim daha önce vakıf olduğumuz bu anlatılanlara şimdi de sizler eriştiniz ve işler sizin açınızdan farklı bir boyut kazandı. Benim fikrim odur ki, devletin merhamet ettiği bu Tanrımıza ihanet etmiş sapkınlara hiçbirimizin merhamet etmemesidir. Rab adına savaşan kullarıyız, önce içimizde barınan münafıkları temizlemeliyiz. Son olarak şunu da iyice bir hatırlayın ki, ben hayatımda ölümle çok kez burun buruna geldim, benim bu karara varmamda hiç bir duygusal bir etki yoktur. Söz sizlerde dostlarım.
Sabataycıların suikast girişimi yüzünden İmparatorlukta bulunan bir kaç büyük Yahudi ismi bir araya toplamıştı Solomon. Onlar için bile batıl kabul edilen Sabatay mezhebinin eylemlerinin sadece kendisi ile sınırlı olmadığını düşünüyordu ve bunu diğer dindaşlarına da kabul ettirmek istiyordu.
Salona girdikten sonra herkesle tek tek selamlaşarak sandalyesine oturdu. Oturmasıyla hararetli bir görüşmede başlamış oldu. Her kafada aynı düşünce barınıyordu. Herkes bu olaydan dolayı kaygı ve üzüntü duyuyordu. Olaydan sorumlu tutulan Zevi'nin cezalandırılması gerektiği düşünülüyordu. Aksi bir düşüncede kimse bulunmamıştı. Selanik'e gidilip Zevi öldürülecekti. Çıkan karar tam olarak buydu. Şimdi ise bunu kimin yapacağı tartışılıyordu. Çünkü herkes bu görevi kendi adamlarına yaptırmak istiyordu. O dakikaya kadar söze pek katılmayan Haim Nahum söz aldı ve konuşmaya başladı.
-Ey kardeşlerim, tekrardan şalom sizlere ve bilin ki benim isteğim de şalomdur. Sizler gibi ben de bu hadiseden dolayı derin bir acı duyuyorum. Lakin meselenin can yakılmadan çözülmesi taraftarıyım. Zevi, her ne kadar itikadımıza ters bir yoldan gitse de özünde oda İsraildir. Hatta onların tarihine bakarsanız, bugün neden bizden kopuk olduklarını anlayabilirsiniz. Yüzyıllarca herhangi bir Yahudiden daha fazla baskıya maruz kaldılar, daha çok zorluk gördüler. Dostlarım, bence onları kucaklamalı ve aramıza dahil etmeliyiz.
Solomon konuşmaya başlayacakken, Pertev böldü ve konuşmak için izin istedi. Böyle bir mecliste Yahudi olmayan biri bulunuyordu ve şimdide konuşmak istiyordu, meraklarından ötürü kimseden ses çıkmayınca memnuniyet belirten bir ifadeyle döndürdü dilini Pertev.
-Öncelikle burada bulunduğum için kendimi özel hissettiğimi belirtmek isterim. Solomon Efendiyle çokça sevişiriz. Derin saygılar beslediğim bir şahsiyettir kendisi. Başına gelen tehlike yüreğimi yakmış, köze çevirmiştir. Bu sebeple, sizlerden samimiyetime inanmanızı istiyorum. Bu noktadan sonra size karşı çok açık olacağım. Söyleyeceklerimi sağduyulu bir şekilde dinleyiniz.
Sizler hali vakti yerinde, varlıklı, devlet ve cemaatte tanınan sözü geçen insanlarsınız. Elinizde barınan bir yaptırım gücü var. Ben bir Müslüman olarak, sizlerde Yahudi olarak hepimiz Tanrının ve İmparatorluğun çocuklarıyız. Bildiğiniz üzere devlet şu an savaşta ve bugün önemsiz görünen bir takım nazır, vali, kaymakam değişiklikleri ileride daha çok sıklaşıp büyük fırsatlara yol açacak. Bugün dost olduğunuz nazılar, diplomatlar... her kimse, yarın görevinde olmayacak. Ayrıca bir de hükümetin değiştiğini düşünsenize, bunun sesleri Balkanlarda artmaya başlamadı mı? Selanik, Manastır, Makedonya, İzmir ve daha bir kaç bölgede hatrısayılır sayıda bulunan Sabetaycıların faaliyetleri tamamen şu an ki yönetici kadrolarının tasfiyesine yöneliktir. Sizleri gözden düşürebilselerdi bunlara hiç gerek kalmazdı. Ama siz namuslu, vatanperver insanlarsınız. Devlet Baba sizden bunun aksini görmediği için ellerinden pek bir şey gelmiyor. Şimdi durum şu ki, Sabetaycılar başarılı olsaydı eğer, Solomon cinayeti onun tek eylemi olmayacaktı. Tek tek hepiniz avlanacaktınız. Faili meçhullara kurban gidecektiniz, hepinize basit süsler verilecekti. Sizlerin yokluğunda ortaya çıkacak olan Yahudi kimliği eksiğini Sabetaycılar dolduracaktı. Yapı itibariyle de yüzyıllardır Müslüman görüntüsü içine bürünebildikleri için, Devletin tam da ihtiyacı olduğu bir muhatap olacaklardı. Niye, çünkü siz evlatları yoksunuz. Yahudi kardeşlerim, bilmez misiniz bu herifler kendilerinden olanları kaç defa mesih ilan ettiler de küsküyü yediler? Çok ders almışlar belli ki, açıktan açıktan yapılamayacağını anladıkları için gizli ve sağlam adımlarla yürüyorlar. Dostlarım, Zevi denen sapkın, Yahudiler için dahi bir yüz karasıdır. Hoşgörü de bir yere kadar. Babaları onlara yüzyıllardır hoşgörüyle yaklaştı, hep başını sıvazladı, onlar hiç bir zaman emellerinden vazgeçmedikleri için her toparlanışlarında sıkıntı yarattılar. Hoşgörüyü, affı, merhameti ellerinin tersiyle ittiler. En basitinden ne çabuk unuttular onları İspanyadaki kıyımdan kurtaranları? Zaman, hoşgörü zamanı değildir. Yılan henüz büyümemişken o taşlar kaldırılıp ezilmelidir, Şalom.
Konuşması biter bitmez Solomon açtı ağzını.
-Bu genç, bazılarınızın tanıyacağı Hurşit Akarsu'nun yeğeni, benim de hayatımı kurtaran adamdır. Bizim daha önce vakıf olduğumuz bu anlatılanlara şimdi de sizler eriştiniz ve işler sizin açınızdan farklı bir boyut kazandı. Benim fikrim odur ki, devletin merhamet ettiği bu Tanrımıza ihanet etmiş sapkınlara hiçbirimizin merhamet etmemesidir. Rab adına savaşan kullarıyız, önce içimizde barınan münafıkları temizlemeliyiz. Son olarak şunu da iyice bir hatırlayın ki, ben hayatımda ölümle çok kez burun buruna geldim, benim bu karara varmamda hiç bir duygusal bir etki yoktur. Söz sizlerde dostlarım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder