25 Mart 2020 Çarşamba
12.sayı
Güneşin bulutlarla hakimiyet kavgası içinde olduğu bir gündü. Emmi, daha yıllar öncesinde mal varlığını Pertev'e bırakmış, ölüsünün bile hayrını göstermişti. Pertev, bir hafta boyunca kahvedeki hiç bir şeyden ücret almamıştı. Sabah girip akşam çıkıyordu dükkandan. Geceleri de alkole vermişti kendini. Uyuyamıyordu yoksa. Evden dükkana gitmek niyetiyle çıkabiliyordu sadece. Başka bir yere gidemiyordu. Müjgan da hep aklındaydı. Belki Podimaya gitmek, sadece orada bulunmak bile bana iyi gelebilir diye düşünmüştü ama o da olmamıştı. Gidememişti. Tek gidebileceği yer dükkan ve vodka çiftliğiydi. Bir kaç tanıdığı durumunu gözlüyordu ama kimse bir şey diyemiyordu. Asabileşmişti son günlerde. Doluydu çünkü. Bir çok duygu mevcuttu benliğinde ama sonuna kadar yaşadığı bir tek üzüntü vardı bu sıralar. Üzüntü, onda sinir meydana getirmişti. Aksi olduğu zamanlarda kimsenin kalbini kırmamak için bir köşeye çekilmeye başlamıştı. Bu sağduyuyu da emmisi kazandırmıştı ona. Ufakça bir oda yaptırmıştı kahveye. Emminin oturduğu masa ve sandalyeleri, küllüğünü, bardağını, en sevdiği tabloyu, duvar halısını, her bir şeyini oraya sanki bir gün çıkıp gelecekmişçesine hazırlayıp yerleştirmişti. Takıntı edinmiş, neredeyse on dakikada bir emmi ordaymış gibi kapıyı açıp içeri bakıyordu. Ciğeri yanıyordu her defasında. Nefesi kesiliyordu. Bazen Allah'a bile küfürler edecek, isyan edecek seviyeye geliyor, hemen tövbe ediyordu. Kabullenemiyordu yokluğunu. Kabullenemezdi o, fıtratına tersti. Sevdiği birinden vazgeçemezdi. Gözü görmez, kulağı duymaz, dili konuşmaz ama vazgeçemezdi.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder