11 Mart 2020 Çarşamba

6.sayi

Baba dedigin böyle olmalıydı işte, ömrü boyunca evladına çelikten kalkan olacağını hissettirmeli, ağzından çıkan her sözde güven vermeliydi. Oysaki Hurşit emmisi ne babasıydı ne de babaydı. Demek ki bu özellikler insana baba olunca otomatik olarak yerleşmiyordu. Karakter meselesiydi. Daha o yaşta idrak etmek zorunda kaldı bunu. Böyle bir baba olmayacaksam hiç baba olmayayım daha iyi diyordu. Yediği dayaklardan çok, düşürüldüğü duygusal boşluk canını yakıyordu. Şunu kolayca söyleyebilmek için bir insanın çok yıpranması, sancılar geçirmesi gerekiyordu: Varsın olsun, bir musibet ona Hurşit emmiyi kazandırmıştı. Olaya ıyi yönünden bakan insanların bir çoğu da aslında buna zorunlu kalmıştır. Uzun bir süre buna gayret edip binbir zorlukla bunu icsellestirebilenler de çoktur. Insanın bazen başka çaresi kalmaz. Binbir kahrin sonu, gene tehlikelerin olabileceği lakin ışıklı bir yoldur kimi insan için. Bu insanlar mı şanslıdır yaralarına rağmen, yoksa dertsiz bir hayat sürenler mi? Doğanın, zayıf olanı yediği hakikatiyle bakarsak; acılarını kalkana dönüştürebilen insandır, şanslı olan, diyebiliriz. Eğer başarılı olursa, bu şans tamamen bileğinin hakkı, zehrin sunduğu panzehirdir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder