25 Mart 2020 Çarşamba

13.sayı

İnsanların kaygılı bakışları arasında saatlerce gözleri açık ama kör bir şekilde oturuyordu Pertev. Normalde şen kahkahaların cirit attığı bu kahvede günlerdir asil kara bulutlar egemendi. Pertev'in ruh hali uğurlayabilirdi sadece o bulutları. Akşam ezanıyla irkildi. Günlerdir hiç bir ezanı işitmemiş, algılamamıştı. Çobansız ve köpeksiz bir koyun sürüsü görmüş aç kurdun sürüye dalma güdüsü elinde olmadığı gibi Pertev'de camiye gitmek için elinde olmayan bir istek duyuyordu. Her adımında, içinde, huzurdan yapılma dumanlar yükseliyordu sanki. Ateşi olmayan bir duman.

Alman çeşmesi şeklinde ki şadırvana oturdu abdest için. Su buz gibiydi ama tenine değen her bir su damlası cennetten bir esenlik getiriyordu sanki.  Hem bu yüzden, hem cemaatin dağılmasını beklemek için yavaştan alıyordu abdesti, tir tir titrediğinin ise farkında değildi. Cemaatin çıkmasıyla girdi camiye. Alçak kubbeli mütevazi bir camiydi. Duvarların alt yarısı kahverengine kayan açık kestane rengi ahşap kaplamayla kaplıydı, duvarı boydan boya tek raf halinde dolaşan rafa koyulan gücünü yitirmiş mumlar loş bir hava katıyordu ortama. Yerden, hamam tipi ısıtma şekliyle ısıtılıyordu camii. Mihrap da ise altın renginde Allah yazısı hemen dikkat çekiyordu. İnsan bir kez görse, bir daha unutmak istemezdi burayı. Mumun pek aydınlatmadığı bir köşede kapadı gözünü, durdu namaza Pertev. Çok etkilendiği bir andı bu. İlk bir kaç dakika dua bile edemedi, öylece bekledi. Sadece acı hissediyordu. Sonra yavaşça secdeye kapandı. Utanıyordu Allah'tan. Eziliyordu karşısında. Kesik kesikte olsa başlayabildi dua etmeye. Rabdan aflar, özürler diledi. Emmisinin, anasının babasının ruhuna dualar etti. Katında, acı çekmesinlerdi. Böğürtlene de dualar etti."Emmim en azından senin yanında, böğürtlenim kimin yanında, sen niyetleri, içleri bilensin, ihtiyacım kadarını bana göster, beni de benden iyi bilirsin. Eğer değilsem, sana layık bir kul nasip et beni. Bundan yüce değişim yoktur."

Ne kadar zaman geçtiğini bilmiyordu ama huşu yağmurlarının yağdığı bir namaz kılmıştı. Arkasına dönünce İmam Sadığın duygulu gözleriyle karşılaştı. Tam ağzını açıyordu ki, İmam, eliyle sus yaptı ve sarıldı sımsıkı Pertev'e, saçlarını okşamış, konuşmasına izin vermeden haydi git demişti. Tanırdı Pertev'i, gülünü de dikenini de bilirdi. Hafiflemişti sanki Pertev, adı batsındı alkolün. Uyuşturmaktan başka ne işe yarardı? Asıl çözüm, Allaha sığınarak hareket eden dinç kafadaydı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder